Özel Arama
 



,

Malazgirt Meydan Muharabesi

MALAZGİRT  MEYDAN   MUHAREBESİ

 

Sultan Alparslan’ın  Suriye seferinden sonra, durumun daha da kötüye gittiğini gören Bizans imparatoru Romanos Diogenes, 1070-1071 yılı kışında Türkleri imparatorluk topraklarından tamamen atmak üzere büyük bir ordu  oluşturdu. Kaynaklarda bu ordudaki asker sayısının, yüz bin civarında olduğu tahmin edilmektedir.

İmparator 13 Mart 1071 günü İstanbul’dan harekete geçti. Erzurum’a varan imparator, yirmi bin kişilik bir birliği Gürcistan’a, oyuz bin kişilik bir öncü birliğini de Ursel ve Tarkhaniotes gibi komutanların emrinde Malazgirt ve Ahlat üzerine göndererek, onlardan yolların açılmasını ve ordunun ihtiyacı olan erzakı temin etmelerini istedi.

Sultan Alparslan ise, Halep’ten ayrıldıktan sonra, önce doğuya yönelerek gerekli savaş hazırlıklarını yapmış, yeni kuvvetler tedarik ederek kuzeye dönmüştü. İmparator’un Malazgirt’i tehdit altına düşürdüğünü öğrenince de  hızlı bir şekilde  Ahlat’a ulaştı. Alparslan Tuğrul beyden kalan yaşlı ve yıpranmış orduyu dağıtmış, yerine genç ve dinamik bir ordu kurmuştu. Ancak bu ordunun mevcudu, Bizans ordusunun mevcuduna nazaran çok azdı. Kaynaklarda sayısı on üç bin ile yirmi bin arasında verilen bu ordu içinde Süleymanşah, Mansur, Gevherâyin, Porsuk, Bozan ve Savtekin gibi yetenekli komutanlar olup süvariler de bozkır muharebelerinde pişmiş, seri manevra kabiliyetine sahip seçkin askerlerden oluşmaktaydı. Ayrıca bu ordunun Artuk Bey ve Tutak gibi Türkmen beyleri tarafından da desteklendikleri söylenmektedir.   

Ahlat’a ulaşmış olan Sultan Alparslan, karısını ve çocuklarını vezir Nizamü’l-Mülk ile Hemedan’a göndererek yeni kuvvetlerin harp sahasına yetişmesini istedi. Kendisi de bir öncü birliği, Bizans kuvvetlerinin durumunu anlamak üzere ileri hatlara sevk etti. Bu öncü birlik Ahlat civarına kadar sokulmuş olan Bizans öncü birliğini, 24 Ağustos günü bozguna uğrattı ve Bizans birliğinin komutanı Basilakes esir edildi.

İmparatorun yardıma yolladığı Bryennios da püskürtülüp, yaralı bir halde çekilmeye zorlandı. Bu gelişmeler yaşanırken Bizans ordusu, Malazgird’in on-on iki km. yakınındaki Zahva vadisinde karargah kurdu. Aynı günün gecesinden itibaren tepelerdeki Türk birlikleri, küçük gruplar halinde Bizans ordusunu taciz etti. Sultan’ın son defa Bizans imparatoruna yaptığı barış teklifi de geri çevirilince savaş kaçınılmaz hale geldi.

İki ordu, 26 Ağustos 1071 yılı Cuma günü karşı karşıya geldi. Selçuklu sultanı Cuma vaktini bekleyerek taarruzu biraz geciktirdi.Topluca kılınan Cuma namazından sonra, beyaz bir elbise giyinmiş olan sultan, atının kuyruğunu bizzat bağladı, ön saflarda ordusunun bir askeri gibi savaşacağını belirtmek maksadı ile kılıcını ve topuzunu  eline aldı. Sonra şu tarihi konuşmasını yaptı:

“Biz ne kadar az olursak olalım, onlar (Bizanslılar) ne kadar çok olurlarsa olsunlar, bütün Müslümanların binberlerde bizim için dua ettikleri şu saatte kendimi düşman üstüne atmak istiyorum. Ya muzaffer olur, gayeme olaşırım; ya da şehit olarak cennet’e giderim. Sizlerden beni takip etmek isteyenler takip etsin. Ayrılmayı tercih edenler gitsinler. Burada emreden sultan  ve emredilen asker yoktur. Zira, bugün ben de  ancak  sizlerden biriyim, sizlerle birlikte savaşan gaziyim. Beni takip edenler ve nefislerini Yüce Allah’a adayanlardan şehit olanlar cennet’e, sağ kalanlar ise ganimete kavuşacaklardır. Ayrılanları ahirette ateş; dünyada da alçaklık beklemektedir”.

Türk ordusunda bu hazırlıklar devam ederken, Bizans ordugâhında da dini törenler yapılıyor, asilzadeler ellerinde taşıdıkları haçlar ile askeri cesaretlendirmeye devam ediyorlardı. Her iki orduda öğleden sonra harp nizamı aldılar. İlk olarak, okçuların desteğinde Türk ordusu hücuma geçti. Bizans imparatoru Diogenes, az sayıda kuvvet ile  hücuma geçen Tük kuvvetlerini ilk anda ezmek düşüncesiyle, bütün hatları ile karşı taarruza kalktı. Bizans ordusunun ilerleyişi karşısında Sultan Alparslan, çekilmeye başladı. Bu sahte çekilişi bir bozgun zanneden imparator, Selçuklu ordusunu takip ederek Alparslan tarafından önceden hazırlatılan pusulara kadar geldi. Selçuklu ordusu, yeni bir hamle ile yanlardan ve arkadan çevrilmiş Bizans ordusu üzerine genel taarruza geçti. Bunlar yaşanırken Bizans ordusunun uçlarında bulunan Uz (Oğuz) ve Peçenek suvarileri soydaşlarının yanına katıldılar. Hatasını anlayan imparator çekilmeye gayret ettiyse de buna muvaffak olamadı ve ordusu dağılmaya başladı.  Akşama doğru çember iyice daraltılarak Bizans ordusu imha edildi.Ağır bir yenilgiye uğrayan imparator yaralı olarak esir edildi.Kurmaylarıyla birlikte Sultan’ın huzuruna getirilen imparatora gerekli hürmeti gösteren Sultan Alparslan, onun kendisinden nasıl bir muamele beklediğini sordu. İmparator öldürülebileceğini veya ellerine zincir vurulup İslam ülkelerinde dolaştırılacağını az bir ihtimalle de affedilebileceğini söyledi.Büyük Selçuklu devletinin bu  âlicenap Sultanı, İmparatoru affedeceğini bildirdi. Kaynaklara göre imparatorla bir antlaşma yapan Sultan imparatoru ülkesine geri gönderdi. Yapılan antlaşmanın bazı maddelerine göre imparator, fidye olarak bir buçuk milyon altın verecek, her yıl üç yüz altmış bin altın ödeyecek, Bizans imparatorluğu içindeki bütün Müslüman esirler serbest bırakılacak, lüzumu halinde imparator, sultana asker gönderecek, Malazgird, Urfa, Membiç gibi yerler Selçuklulara bırakılacaktı. Bunlara karşılık Sultan, imparatora tahtını koruyabilmesi için destekte bulunacaktı.

Ancak imparator Bizans topraklarına girdiğinde imparatorluğa Mikhael’in geçtiğini öğrendi. Çok geçmeden de bir manastıra kapatıldı ve burada öldü.

Malazgird zaferi, Türk tarihini derinden etkilediği gibi, Bizans ve İslam tarihinde de derin izler bırakmıştır. Bizans’ın yıkılması ve Anadolu’nun bir Türk yurdu haline gelmesinin başlangıcı olan bu zaferin ardından Sultan Alparslan, başta halife olmak üzere her tarafa fetihnameler gönderdi. Malazgird  muharebesinden sonra Hamedan’a oradan da İsfehan’a geçen Alparslan halifenin elçisi ve diğer çevre hükümdarların tebriklerini kabul etti.

         Sultan Alparslan Romanos Diogenes’in başına gelenleri duyduğunda müteessir olmuş, Bizans üzerine yürümeyi dahi düşünmüştür. Sultan bu zaferden sonra Anadolunun fethini hızlandırmak için Türkmen beylerini Anadolu’nun fethiyle görevlendirdi.

                                      bizdenbak.tr.gg  hazırlamıştır.






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız:

Bugün 27 ziyaretçi (68 klik) kişi burdaydı!

İnternet Kullanımı ve Ortaya Çıkan Risklerin Çözümü
 
 
 
Türkiye'de İlk «Yer Altı Treni»/Metro!..
Genç Osman'ın Yapmak İstedikleri
Sıradışı Meslekler
Etkisiz İnsanların 7 Özelliği
Personel Memnuniyeti mi? Müşteri memnuniyeti mi?
Kapıkulu Süvarileri
 
©copyright WWW.BİZDENBAK.TR.GG  Tasarım : İstiklal Tüm Hakları "İstiklal'e aittir.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=